SEÇİM YILI BÜTÇE FRENİ TUTACAK MI?
Borçların GSMH’ye oranının azalması, Vade yapısının düzelmesi, IMF’ye borçların azalması, Kemal Derviş ve IMF’nin bütçe ekonomi ve finans politikalarının uygulanması, OLUMLU. Toplam dış borçların hızlı artması, Reel faizlerin yüksekliği, Özel sektörün açık pozisyonları, Riskli ve OLUMSUZ.
Borç yiğidin kamçısı ama borçlanmanın da o borcu yönetmenin de kuralları var. Peki 5.inci yıla giren AKP hükümetinin 4 yıllık borçlanma karnesi neyi gösteriyor. 1. Merkezi yönetim toplam borç stoku; YTL ve Dolar bazında mutlak olarak artış gösteriyor. 2002 yılı sonu 242,8 milyar YTL olan Merkezi Yönetim Toplam Borç stoku. 2006 yılı sonu 348,5 Milyar YTL (238,7. Milyar dolar) Yani 4 yılda borç stoku cari fiyatlarla yüzde 43,5 artmış oluyor. 2. Borçların Artışı GSMH oranı; 2002 sonunda yüzde 54,5 iken, 2005 sonunda yüzde 50,3 iniyor. GSMH artışı daha hızlı olmuş. Borç mutlak değerlerle artış göstermemiş. GSMH artış daha hızlı olmuş. Dolayısıyla borçların GSMH’ya oranı AB Maastricht Kiriterlerinin altında kalmış. Oldukça olumlu bir gelişme. 3. Merkezi yönetim toplam borç stoku içinde uluslar arası kuruluşlara borçlar; 2002 sonunda 20,6 milyar dolar iken, 2006 sununda 18,3 milyar dolar oluyor. IMF boçları 13,9 milyar dolardan 9,8 milyar dolara geriliyor. Olumlu bir gelişme. Ancak Dünya Bankası ve uluslararası kredi kurulularından özellikle proje kredilerinin alınamaması, ülke kalkınmasına kaynak oluşturması bakımından olumsuz. Eğitim, sağlık, bayındırlık, enerji gibi alanlarda son derece sağlıksız bir gelişme. 4. Borçların enstürümanlarından uzun vadeli tahvillerin artış gosterdiği anlaşılıyor. Bunu da olumlu bir gelişme saymak gerekir. 5. Merkezi yönetim toplam borç stoku iç ve dış borç şeklinde ayrımında; İç borç ayrımının yüzde 70’in üzerinda olduğu görülüyor. Ekonomi Politikaları açısından bunun anlamı; Özel sektör tasarruflarının Kamu kesimi tarafından kullanılmasıdır. Bu da ekonomik kalkınmayı menfi yonde etkiliyor. Olumsuz bir gelişme. 6. Toplam borç stoku ciddi şekilde artıyor. 2002 sonunda Toplam dış borç stoku 130, milyar dolar iken, 2006 üçüncü çeyreginde 198,3 milyar dolar oluyor. 4 yılda %50’den fazla artmış oluyor. Bu rakkamların ayrıntılarına girildiğinde, tablonun daha çarpıcı ve tehlikeli olduğu görülüyor. 7. Bankacılık kesiminde kısa vadeli borçlar; 6,3 milyar dolar iken 19,8 milyar dolara fırlamış.Yani %214 artmış. 8. Bankacılık kesimi dışındaki sektörün kısa vadeli borçları; Aşırı artmış görülüyor. Bu kesimin borçları; 2002 sonunda Toplam dış borç stoku 8,4, milyar dolar iken, 2006. üçüncü çeyreginde 20,9 milyar dolar yükseliyor. Burada da yaklaşık %150 artış var. Dövizin çok baskıda olması veya bir başka anlatımla YTL nin aşırı degerli hale gelmesi, reel sektörün dış borçlara yönelmesini doğuruyor. Dolayısıyla reel sektör, açık pozisyon tehlikesi ile karşı karşıya. Döviz fiyatlarında meydana gelebilecek bir dalgalanma çok ciddi sıkıntılar yaratacaktır. Cari açıkla ilgi bu durum için gelecek hükümetin bu konuda kesinlikle yeni politik tedbirler alması şarttır. 9. Hükümet kamu kesimi borçlarında; IMF kontrolu altında, borç servisini iyi yönetiyor. Hemen her yıl anapara ve faiz ödemelerinden daha az borçlanarak daha fazla borç ödediği görülüyor. Özellikle sıkı Maliye politikası ve hedefin üzerinde elde edilen faiz dışı fazla ile bu başarı elde ediliyor. Bu politika 2006 yılı bütçesinde sıkı bir şekilde uygulanmış. Ancak seçim yılına girildiğinde 2007 yılı bütçesinde fren tutmadı? 10. Hazine kağıtlarının faiz yapısı; Değişken faizli kağıtların azaldığı, sabit faizli kağıtların arttığı ve %70’lere ulaştığını görüyoruz. Bu gelişmeyi olumlu algılamalıyız. Çünki enflasyonun düşmeye başladığı ve ekonomide istikrarın sağlandığı bir dönemde sabit faizli kağıtların payının artması, borç veren yerli ve yabancıların yüksek reel faiz elde etmesi anlamına geliyor. Nitekim Türkiye’nin reel faiz oranı itibariyle dünyada ilk sırayı alması bu gerçeği ortaya koyuyor. 11. Faizlerle ilgili bir diğer olumsuz gelişme; İskontolu hazine kağıtları ihalelerinde yıllık bileşik faiz oranlarının son dönemde artış trendi içine girmiş olması. 2002 yılı sonunda yaklaşık %50’lerde seyreden bileşik faiz oranı, 2006 yılı sonunda yaklaşık %21,5’e düşmesi elbetteki olumlu, ancak 2005 yılı ortalarında bileşik faizin %14’lere gerilemesi karşında %50 artış olumsuz olmuştur. 12- Son olarak iç borçlanmanın vade yapısı; Son üçyılın başında %17 iken, 2006 yılı sonunda da aynı oranı görüyoruz. 2006 yılı başında iç borçlanma vadesi 39 ayı geçtiği halde, yılın sonunda 27,5 aya gerilediğini anlıyoruz. Sözü şöyle bağlayabiliriz. Hiç iç açıcı olmayan. Memleketimin borç manzarasını seçim sonrası kurulacak hükümetler ne kadar iyileştirebilecekler? Umalım ki; gelenler gidenleri aratmaz! İzlenme: 2337
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved
|