Türkiye’de çağdaş anlamda Gelir Vergisi uygulaması 1949 vergi reformu ile başlamıştır. Bu reformdan sonra 1960’ta, 1980-1982 ve daha sonra 1998-1999 yıllarında 4369 sayılı yasa ile13 vergi kanununda değişiklik yapılmıştır. Ancak yapılan değişiklikler ve eklerle vergi kanunları yamalı bohça gibi günü kurtarmaya matuf olmuştur.
Vergi kanunları; Gelir, Kurumlar, Vergi Usul kanunları olarak birbirini destekleyen ve çelişkiler içermeyen Ticaret Kanunu ile Borçlar kanunlarına paralel içerikli çağdaş vergi düzeni içinde olmalıdır.
G.V.K.nun hızla gelişen ve küreselleşen dünyanın ekonomik, ticari, endüstriyel, sosyal şartlarına ve uluslararası vergi prensiplerine uygun olarak hazırlanması bir hayli geçikmiştir. Günün şartalarına uygun Gelir Vergisi taslağı, ilgilli meslek kuruluşlarının iştiraki ile 2006 yılı Haziran ayında hazırlanmış, ancak T.B.M.M. komisyonlarında takılmış kalmıştır. Bu arada 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu; İMF ve AB’ye verilen taahütlerden sonra öncelikle kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Esasan G.V.K., K.V.K., V.U.K.larının beraberce T.B.M.M.’de yasalaşması gerekirdi. G.V.K., vergi rejiminin omurgasını oluşturan ilkeleri taşır. Bu sebeple, genel seçimlerden sonra iktidara gelecek olan hükümetten, israrla çıkarılması istenecek kanun, G.V.K olmalıdır. Bu kanun taslağının hazırlanmasında katkısı olan sivil toplum kuruluşları, siyasi parti başkanlarından, seçim öncesi kesin söz almalı, hatta baskı yapmalıdırlar. Özellikle, G.V.K. tasarısının 1. maddesi hiç bir değişikliğe tabi tutulmamalıdır. Eski Maliye Bakanlarından Zekeriya Temizel tarafından hazırlanan G.V.K.’nun Madde.1 deki “Tasarruf veya Harcamalara Kaynak Teşkil eden Kazanç ve iratlar” ibaresi, Sayın Unakıtan tarafından bir günde kanun maddesinden çıkartılmıştır. (Nereden buldun Maddesi) Burada güdülen gaye Kayıt Dışı Gelirin tesbitidir. Mevcut Kanunla bu yapılamamaktadır. T.B.M.M.’de bekletilen yeni Gelir vergisi Kanun Tasarısı Amaç ve İlkeleri 1. AMAÇ Anayasanın 73’üncü maddesinin sözüne ve ruhuna uygun bir vergileme rejimini gerçekleştirmek amacıyla rejimin omurgasını oluşturan Gelir Vergisi Kanunu tasarısı hazırlanmıştır. Bu hazırlık sırasında aşağıdaki ilkelerin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır. 2. İLKELER 1. Vergi rejimi Anayasanın 73’üncü maddesinin sözüne ve ruhuna uygun olmalıdır. 2. Vergi rejimi “mali güç” ilkesini her koşulda gözetmelidir. 3. “Mali güç” ilkesini en iyi gözeten vergi gelir vergisidir. Bu nedenle, vergi rejiminin omurgasını gelir vergisi oluşturmalıdır. 4. Sistem; “mali güç” ilkesini gözetmediği için gelir dağılımı üzerinde bozucu etki yapan ve yapısı itibariyle Anayasanın 73’üncü maddesine sözel olarak ve ruhen aykırılık oluşturan dolaylı vergilerin ağırlığından ve bozucu etkisinden kurtarılmalıdır. 5. Mükellef sayıları ve vergi veren mükellefler açısından bakıldığında Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı bir yapı kazanan Kurumlar Vergisi’ni herkesin adaletli biçimde ödeyebildiği bir iklime ve altyapıya çekmelidir. Bu kapsamda, hazırlanan Gelir Vergisi Kanun tasarısı yürürlüğe konulduktan yaklaşık 3 yıl sonra Kurumlar Vergisi oranı tüm kurum kazançlarını kavrayacak, kayıtdışılığı ve eşitsiz yapıyı özendirmeyecek biçimde %5’e indirilmeli; Kurumlar Vergisi’nin hazırlanmış bulunan ve son derece karmaşık olan yapısı yalınlaştırılmalı istisna, muafiyet, transfer fiyatlaması yoluyla örtülü kazanç dağıtımı, örtülü sermaye gibi kavramlar tümüyle Kurumlar Vergisinden çıkarılmalıdır. %5 oranındaki Kurumlar Vergisi, sadece ve sadece tüzel kişiliklerin kamu tarafından sunulan hizmetlerden yararlanımının bir anlamda karşılığı niteliğindedir. %5 gibi düşük oranlı alınacak bir kurumlar vergisi bu yapısıyla maliye teorisinde tartışılan “kurumlar vergisi mükerrer vergilemedir” savını da gözetmiş olacaktır. 6. Türkiye’de yaşayan herkes (doğumdan ölüme kadar) Gelir Vergisi Beyannamesi vermelidir. İstisna, muafiyet, indirim, vergi ertelemeleri ve enaz beyan sınırını aşmayan ve beyanı gerekmeyen gelirler beyanname verme görevini asla ortadan kaldırmamalıdır. 7. Vergi kesintisi (tevkifat/stopaj) sistem içinde “ön vergileme” niteliğini taşımalıdır. 8. Gelirin tanımı “gelir, harcama ve tasarrufları” kavramalı; gelir vergisi beyanları bu üç kavramı içerecek biçimde yapılmalıdır. 9. Vergi oranları, Anayasanın 73’üncü maddesinde hükmünü bulan “mali güç” ilkesine uygun biçimde tüm gelirleri kavrayacak şekilde yayılı ve daha sık aralıklı olmalıdır. 10. Herkesin beyannameli olduğu gelir vergisi sistemi, Anayasanın “sosyal devlet” ilkesini gözetmeli ve bu kapsamda “asgari geçim standardı” diyebileceğimiz bir tutar tüm mükellefler bakımından vergi dışı bırakılmalıdır. 11. Herkesin beyannameli olduğu bir sistem yalın, kolay ve sistematiği tutarlı olmalı; tüm gelir, kazanç ve iratları kavramalıdır. 12. Sistem daha önce 4369 sayılı yasa ile uygulanan bir “mali milat” içermemeli; ancak tüm yurttaşları kavraması nedeniyle herkesin ve tabii bu arada Maliye Bakanlığı’nın bu yeni sisteme kendini uydurması ve kayıtlı sistem içinde yerini alabilmesi bakımından yasalaştırılacak Gelir Vergisi, Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihten 2 yıl sonra yürürlüğe girmelidir. 13. Sistem, vergi ödevlerlini yerine getirmede yurttaşlara görev yüklediği kadar, vergi idaresinin etkin çalışmasını ve vergisini veren saygın insanlara kaliteli ve etkin hizmet sunmalıdır. 14. Sistem, muafiyet, istisna ve indirimlerinde adaletli, eşitcil yaklaşımlar içinde olmalı; ekonomi politikalarına özendirici önlemlerle destek sağlamalı; kayıtdışılığı beslememelidir. 15. Sistemin sağlıklı işlemesi bakımından, gelir vergisi ile ilgili olarak muafiyet, istisna, indirim vb düzenlemeler sadece ve sadece Gelir Vergisi Kanunu’nda yapılmalıdır. 16. Net artış kuramı çerçevesinde gelir tanımlanmalı ve tanımın içinde yer alan gelirin kaynakları kolay kavranılmalıdır. Bu kapsamda, kazanç ve irat kaynakları olabildiğince yalın tanımlanmalı ve ortak standart ölçüler konmalı, gelir unsurlarının saptanmasında ayrıntıdan kaçınılmalıdır. 17. Sistem, gelir, kazanç ve iratların tamamını kavramalıdır. 18. Sistem, mükelleflerin gelir elde ederken yüklendikleri tüm harcamaları giderleştirmeye elvermelidir. “Kanunen kabul edilmeyen gider” kavramı sadece yasal ve idari para cezaları ile sınırlı olmalıdır. Giderlerin tam olarak beyannameye yansıtılması yoluyla kayıtdışılığın önüne geçilmelidir. 19. Sistem, vergi verilmesi kadar, vergi iadesi alınmasını da kutsal bir mükellef hakkı olarak yaşama geçirmeli ve etkin olarak işletmelidir. 20. Sistemin özü ve yapısı “beyan”a dayalı olduğundan bunun bozulmasına, götürü sistemlerin ve stopajın son vergileme olduğu uygulamaların kurulmasına izin verilmemelidir Kaynak. İSMMMO.yayınları İzlenme: 2986
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved
|