Küba ve Castro'ya attığı çamurları ve ettiği hakaretleriyle ünlü, Uluengin soyadlı yazar, tutarsızlıklarına soluk almaksızın devam ediyor.
"İşimize gelmeyene bin tekme" düşüncesi ile hareket ve hakaret etmeyi düstur haline getirmiş olan yazar, 21.06.2008 tarihli "Nankörler ve halklar" başlıklı yazısında yine öfke saçıyor.
Kime?
İrlanda halkına... Bakalım neler diyor?
"SONUCU işittiğim an bütün cinlerim başıma toplandı. Hiddetten köpürdüm. İlk tepkim, televizyon önünde avazım çıktığı kadar "nankörler" diye bağırmak oldu. Ekranın kırılacağından korkmasam, elimdeki meşrubat şişesini fırlattığımın resmidir."
Bay Uluengin neden hiddetten köpürüyor? Kendi kaleminden aktaralım:
"Ben, İrlanda'da gerçekleşen ve "hayır"la noktalanan AB referandumundan söz ettim."
Peki neden İrlanda'ya bu kadar sinirlenmiş? Okumaya devam edelim:
"EVET evet, nankörler, çünkü Portekiz ve Yunanistan dahil hiçbir üye, İrlanda'nın yararlandığı ölçüde Topluluk'tan nemálanmadı. Bu kadar papel, bu kadar mangır götürmedi."
Bu aktardıklarıma ve yazının tamamına bakınca ne anlıyoruz?
İrlanda AB'den kıyamet gibi mangır götürdü, fakirlikten sürünürken AB sayesinde büyük bir refaha kavuştu, sonra AB Anayasası'nı % 53,4 ile reddederek nankörlük yaptı.
Pekala, 29.05.2005 tarihinde % 57 ile "Hayır" diyen Fransa'ya ya da 01.06.2005 tarihinde % 60'dan fazla bir oranla "Hayır" diyen Hollanda'ya neler demiş büyük yazar?
Öncelikle Fransa ve Hollanda vatandaşlarına "Nankörler" falan gibi çatmalar, köpürmeler yok. Neden? Tahminim, yazara göre onlar "Bu kadar papel, bu kadar mangır götürmedi."ler, ondan... Ya da, Brüksel takımının has oyuncusu olarak, Fransa ve Hollanda hakkında böyle ileri geri konuşmak biraz sıkabilir...
02.06.2005 tarihli "Fransa tahlili" başlıklı yazısında ne buyuruyor Ululengin?
"Oysa, ‘halkoylaması, eşittir demokrasi' türü naif bir formülün geçerliliği yoktur. Zaten öyle olmadığı içindir ki, ‘halk' denilen soyut ve elastiki kavram çoğulcu sistemlerde Parlemanto aracılığıyla temsil edilir. Milletvekilleri oraya mostralık diye konmaz. Eh, o parlemanto Paris'te de olduğuna göre, diğer pek çok Topluluk ülkesi gibi Fransa da AB Anayasa'sını ‘halk temsilcileri forumu'nda onaya sunar ve vartayı atlatabilirdi. BURADA sakın kimse bana ‘sen ne biçim demokratsın? ‘Millet iradesi'ni hiçe mi sayıyorsun' türünden mugalataya kalkışmasın. Populist edebiyat karın doyurmuyor."
Anlayacağınız üzere, 3 ayrı ülke halkının % 55-60 (Hollanda'da daha da fazla) aralığında oy oranı ile "hayır" dediği bir konu ile ilgili olarak yazarımız, "Meclis boşuna mı seçildi, halka sorup ne diye ortalığı bulandırıyorsunuz?" öfke nöbetine kapılmış. Chirac'a kızıyor.
Haklı...
Kendini bilmez Chirac, ne diye Fransa halkına soruyorsun, gel, Uluengin'e sor!
***
"Oysa, ‘halkoylaması, eşittir demokrasi' türü naif bir formülün geçerliliği yoktur" diyen yazarımıza göre, "‘genel seçim, eşittir demokrasi', geçerliliği kesin bir formül" olsa gerek ki, 24.07.2007 tarihli "Sivil zafer" ve 25.07.2007 tarihli "Neden bayram" başlıklı yazılarında aşağıdaki satırlara yer veriyor yazar, bayram ilan ediyor, içi içine sığmıyor:
"SIRF AKP'ye değil bütün ulusumuza kutlu olsun, pazar günkü seçimler tıpkı 15 Mayıs 1950 seçimleri gibi Türkiye demokrasisi için muazzam bir zafer anlamına geldi. Modern cumhuriyet tarihimize de daha şimdiden altın harflerle yazıldı. Dolayısıyla, nasıl ki elli yedi yıl önce tek parti iktidarını yıkan oylamayı demokrasi bayramıyla simgeleştiriyoruz, gelecekte de 22 Temmuz'u "sivillik bayramı" olarak anacağız. Tekrar kutlu olsun!"
"DOBRA dobra söyleyeceğim, hálá ve hálá tarifsiz sevinçler içindeyim. Ülkem, ulusum ve inandığım demokratik ve hümanist değerleri adına çok mutluyum. Öylesine mutluyum ki, aradan iki gün geçti ama o ülkemin ve ulusumun 22 Temmuz 2007 tarihine altın harflerle nakşettiği "sivillik bayramı"nı kutlamayı sürdürüyorum. Ve müsaade buyurun da, bu sevinç, bu mutluluk ve bu bayram benim hakkım olsun."
Ne demek müsaade sizin, bol bol kutlayın...
Şimdi, ne öğrendik yazardan, bir bakalım:
Genel seçimde istediğimiz tarafa oy veren halk ile referandumlarda istemediğimiz tarafa oy veren halklar farklı değerlendiriliyor. Halkın genel seçim ve referandumdaki oyları bir değerlendirilmiyor. Halkoylaması ≠ Demokrasi, Genel Seçim = Demokrasi. Öncelikle, genel seçim başka, referandum başka!
Referandumlardan tam tersi sonuçlar çıksaydı, yine aynı cümleleri mi yazacaktı o güzel eller?!
Elbette ki hayır!
Ya da başka türlü düşünelim, İrlanda'da, Fransa'da ya da Hollanda'da AB'ye karşı partiler genel seçimle iktidara gelse ve AB Anayasası'nı parlamentoda reddetseler, yazarın yukarıda yer alan, "‘halk' denilen soyut ve elastiki kavram çoğulcu sistemlerde Parlemanto aracılığıyla temsil edilir. Milletvekilleri oraya mostralık diye konmaz." lafları aynen geçerliğini korur mu, yoksa hemen rafa kaldırılarak farklı tondan eleştiriler mi getirilir? Cevabı çok açık...
"İşime geldiği gibi demokrasisi" savunucularından biridir sadece Bay Uluengin, onun düşündüğü gibi düşünüp, o yönde oy veren halklar onu "tarifsiz sevinçlere" boğar, "sivillik bayramı" gibi uydurma bayramlar kutlamasına sebep olur.
Ama düşündüğünün aksine oy veren halklara ne demeli?
Onlara niye soruyoruz ki?
Populist edebiyat karın mı doyuruyor sanki?
"Halk" denilen şey zaten soyut ve elastiki bir kavram değil mi?
Böyle olur Uluengin demokratlığı...
Acaba sadece Uluengin mi?
İzlenme: 1250
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved
|