"Ruhat Mengi İle Her Açıdan" Programı'nın katılımcılarından Cüneyt Ülsever, "Ben, emperyal gücün oralara (Irak'tan ve Amerikan askeri gücü bulunan, bulunmuş diğer ülkelerden bahsediyor) petrol için, şu için, bu için girmesine karşı değilim, ama zamanı gelince çıkmasını bilmeli" buyurduktan sonra, aynı dakika içerisinde, "biz aydınlara düşen"le başlayan bir cümle kuruyor, hiç sıkılmadan...
Konumuz elbette Cüneyt Ülsever değil...
Konumuz aydınlar, siz aydınlar!
Emperyal gücün, binlerce insanın katledilmesiyle sonuçlanacağı en baştan belli olan vahşi işgaline karşı olmayan, bilakis destekleyen aydınlar...
Karşı olmak şöyle dursun, söz konusu işgal için dikilmeye çalışılan "kitle imha silahı" gibi emperyal kılıfların en büyük terzi yamağı aydınlar...
Terziden çok terzici aydınlar...
Bütün bu haksızlıklara, hukuksuzluklara, cinayetlere "real politik" adı altında methiyeler düzen aydınlar...
Bununla yetinmeyip, bu yapılanlara gerekçe bulma yarışına giren aydınlar...
Dünyanın bu coğrafyasında müslümanlar öldürülürken ortalığı yıkan, ancak dünyanın başka coğrafyalarında öldürülen farklı inançlara sahip insanlar için tek bir satır karalayamayan aydınlar...
Bazıları bir şirketin, bir holdingin yönetiminde bulunan ya da bunlara danışmanlık yapan aydınlar...
Biz aydınlar!
Siz aydınlar!
Işığı, kendisini bile aydınlatmaya yetmeyen aydınlar!
Elimizi sallasak mutlaka bir tanesine çarpacağımız aydınlar!
Pekâlâ, o zaman şu soruya cevap arayalım: Aydını bu kadar bol bir ülkede bu karanlık neden?
Yukarıdaki soruyu müteakip bir soru daha geliyor aklıma: Eğer, eli her kalem tutana ya da köşe yazıcısına aydın diyeceksek, "onur ve umutla kavranan taşı zorbalığın alnına fırlatan Edward Said"e ne diyeceğiz? *
Öncelikle gerçekten bir çok zorlukla birebir mücadele veren yüzlerce Türk aydınını hariç bırakarak sormak istiyorum:
Aydın olmak, rahat koltuklardan, plazalardan ahkâm kesmekten mi ibaret?
Ayakkabısına çamur değmeyenlere, muhalif bir ruha sahip olmayanlara, genelde iktidara yakın bir duruş sergileyenlere, muhalefetinde bile gerçek anlamda bir eleştiriye yer vermeyenlere, zorbalığa karşı olmayıp da "girdiği gibi çıkmasını da bilmeli" diyenlere mi aydın diyeceğiz?
Bu, düşük yoğunluklu, seyreltilmiş, neoliberal aydın tipine mahkum muyuz?
Bırakın halkı aydınlatmayı, neredeyse her konuda yürütülmekte olan dezenformasyonun bir parçası haline gelen aydınımsılarımızla varacağımız nokta neresi olabilir?
Bilgi kirliliğinin olabilecek en üst seviyeye çıktığı günümüzde, insanları gerçekten aydınlatmak yerine o zihinleri iyice bulandırmaya yarayan bu aydın tipi ile nasıl bir felsefi, toplumsal gelişme sağlanabileceğini düşünmek gerekiyor.
Son dönemde özellikle çok dikkat çekici olmaya başladı. Hangi görüşten olursa olsun biraz okumuş ya da mürekkep yalamış herkes aydın olarak tanıtılıyor, ağırlanıyor, pazarlanıyor. Gazetelerde, televizyonlardaki tartışma programlarında aydından geçilmiyor. Muhafazakar aydınlar, milliyetçi aydınlar, milliyetçi muhafazakar aydınlar, sürekli iktidarı savunan aydınlar, sürekli askeri savunan aydınlar, liberal aydınlar, neoliberal aydınlar, solcu aydınlar, yabancı hayranı aydınlar, yabancı düşmanı aydınlar, Türkçü aydınlar, Kürtçü aydınlar ve hatta yobaz aydınlar(!)...
Her türlü olguyu, gelişmeyi, sadece kendisinin de içinde yer aldığı siyasi akımın penceresinden gören, demokrasi anlayışı güdük, insan haklarına bakışı kendi yandaşları ile sınırlı, yolsuzluk, yoksulluk derseniz kendi yandaşı olduğu siyasi akımın uygulamaları karşısında sus pus kalırken, karşısında durduğu siyasi akımın uygulayıcılarını yerden yere vuran bir anlayışa sahip, sıkıntıyı da, çözümü de tek bir yerde gören yeni bir aydın modeli ile karşı karşıyayız hepimiz...
Evrensel bir bakış açısına sahip olmayan, iktidarlarla hemhâl olmuş bir aydın modeli ile karşı karşıya...
Bu nedenle birçok tartışma sonuçsuz, birçok tartışma anlamsız. Böyle bir ortamda tartışmak anlamsız.
Anlamlı olan mücadele etmek.
Herkesin bu soruyu bir defa olsun kendisine sorması lazım:
Aydını bu kadar bol bir ülkede bu karanlık neden?
* Adil Okay'ın 19.08.2006 tarihli "Lübnan: Sözün Bittiği Yer" başlıklı yazısından alıntılanmıştır.
İzlenme: 448
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved
|