Önceki yazımda, "Biraz da rakamlar konuşsun" demekle birlikte, rakam vermenin çok fazla bir anlam ifade etmediğini de düşünüyorum zaman zaman... Ancak yine de birtakım verileri paylaşmanın en azından hatırlatmak adına gerekli olduğuna inanıyorum.
İç ve dış borç stoklarında görülen artış...
2002 yıl sonu itibariyle 149.870 milyon YTL olan iç borç stoğu Ekim 2007 itibariyle 257.488 milyon YTL olarak gerçekleşti.
2002 yıl sonu itibariyle 129.719 milyon ABD Doları olan dış borç stoğu ise 2007 Haziran itibariyle 226.353 milyon ABD Doları'na ulaştı. Bu rakamın 72.351 milyon ABD Doları kamuya, 138.518 milyon ABD Doları özel sektöre ve 15.484 milyon ABD Doları T.C.M.B.'ye ait... 2002 yıl sonu itibariyle dış borç stok rakamı içerisinde özel sektörün payı 43.182 milyon ABD Doları olarak gerçekleşmiş.
Enflasyon hedefinde yaşanan sapma(lar)...
2007 yılı için yıllık % 4 olarak hedeflenen TÜFE rakamının % 8,39 olarak gerçekleşti. Gıda ve alkolsüz içecekler (%12,03) ile konut (%11,48) artışın yüksek olduğu harcama gruplarından...
Dış ticaret açığı ve cari açıkta yaşanan yükseliş...
2006 yılının Ocak-Kasım döneminde 49.597 milyon ABD Doları olan dış ticaret açığı 2007 yılının aynı döneminde 56.338 milyon ABD Doları olarak gerçekleşti.
2006 yılının Ocak-Ekim döneminde 26.768 milyon ABD Doları olan cari açık 2007 yılının aynı döneminde 29.065 milyon ABD Doları olarak açıklandı.
Büyümede yavaşlama, sektörel olarak gerileme...
|
Sektör
|
2006/09
|
2007/09
|
|
Tarım
|
- 1,2
|
- 5,6
|
|
Sanayi
|
7,3
|
5,0
|
|
İnşaat
|
20,1
|
11,5
|
|
Ticaret
|
5,9
|
3,4
|
|
Ulaştırma
|
3,0
|
4,4
|
|
GSYİH
|
5,6
|
3,8
|
|
GSMH
|
5,7
|
4,0
|
Borç ödeme gücü ile ilgili olarak baktığımızda karşımıza çıkan karşılıksız çek ve protestolu senet adet ve tutarlarındaki yükseliş ise endişe verici...
İşsizlikte durum nasıl, bir azalma var mı?
Buna da cevabımız, hayır...
¨¨¨
Bütün bu verilere rağmen "ekonomi şaha kalktı" tablosu nasıl ortaya çıkıyor?
Türkiye 2001 yılında, o zamana kadar İMF ile birlikte yürüttüğü ekonomi politikaları ile, tarihinin en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşadı. Dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Sezer'in MGK'da fırlattığı Anayasa kitapçığı da bunun kılıfı olarak pazarlandı. Bu iddia en hafifinden saçmadır. 80 sonrası uygulanan ekonomi politikalarını, oluşturulan iç ve dış borcu, cari açıkları, devletten hortumlanan on milyarlarca doları, işsizliği, gelir dağılımdaki bozukluğu, hayali ihracatları yok sayıp, 20 yılın birikimi olan bir krizi böyle bir olaya indirgemek ise, basitçe söyleyeyim, cehalettir.
2001 krizinin ardından Türkiye, Cumhuriyet tarihinin en ciddi ekonomik küçülmelerinden birini yaşamıştır.
Esas olan konu, sonrasında ne olduğudur?
Böylesine derin bir ekonomik krizden ve dibe vurmadan sonra bir sıçrama olacağı kesindi. Bu, hisse senedi piyasaları için de geçerli bir kural... Türkiye gibi bir ülkenin ekonomisi, bu kadar önemli bir küçülmenin ardından zaten daha fazla küçülemezdi.
İşin adını açık bir biçimde ortaya koymak gerekiyor: Mevcut hükümet, kriz döneminin koalisyon hükümeti tarafından ekonominin başınan atanan Kemal Derviş'in İMF ile yaptığı ekonomik programı devam ettirmiş, ekonomi politikasını Kemal Derviş zamanında İMF ile imzalanan stand-by anlaşmaları doğrultusunda yürütmüştür.
Türkiye, son 5 yıl içerisinde, Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir sıcak para girişine sahne olmuştur. Mevcut hükümetin en büyük başarısı budur.
Bu nasıl oldu?
Türkiye özelleştirme adı altında çok büyük ekonomik değerlerini elden çıkardı. Tüpraş, Türk Telekom, Erdemir başta olmak üzere çok sayıda kamu kuruluşu satıldı. Petkim'in satışı süreci yargıda beklemede... Bankacılık, sigorta, perakende sektörleri önemli ölçüde yabancı sermayeye geçti.
Borsada işlem gören hisse senetlerinin aşağı yukarı % 70'lik bir bölümü, devlet tahvili ve hazine bonolarının % 20-25'lik bir bölümü yabancıların elinde...
Yani anlaşılacağı üzere yılların emeği ile oluşturulan ve büyütülen kuruluşlar, bankalar, sigorta şirketleri, hizmet veren ve üretim yapan şirketler, en güzel sahillerimiz bir bir elden çıkarılıyor. Akarsuların bile özelleştirilmesi konuşuluyor ve akla hayale gelmeyecek özelleştirme fikirlerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor.
Diğer taraftan, sıcak paranın kaçmaması için, benzer bir çok ülkeyle kıyaslanamayacak kadar yüksek oranlarda faiz veriliyor. Bu faizler ödendi ve ödenmeye devam ediyor.
Peki bunca yükü kim sırtlıyor, kim giriyor bu yükün altına?
Sırtında kamçı izi olanlara bakın, nasıl mı anlayacaksınız? O izler dışardan da anlaşılır, yüzlerinden, duruşlarından, bakışlarından... Onların sırtlarındaki yara izleri yüzlerinde de yansımasını bulmuştur.
Bu kadar çok yiğidi olmasa, bu kadar çok borcu olur muydu bu milletin, bu ülkenin...
Büyüklerimiz ne diyor:
Borçlar leblebi, çekirdek.
Biz de ekleyelim öyleyse:
Ülke baklava, börek.
İzlenme: 1173
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved
|