Merhaba Çetin, biz seni İDGSA-80 Grubu’ndan tanıyoruz ama okurlarımız için bize kendini tanıtır mısın biraz? 1956 İstanbul doğumluyum. Lise’yi Kültür Koleji’nde bitirdim. Ben biraz geç Akademi’li sayılırım. Liseden sonra İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü’nün Sosyal Bilgiler Bölümü’nü bitirdim, derken dört ay askerlik ve nihayet 1984’te önünden geçerken gıptayla baktığım okulumuza sıra gelebildi. Artık adı Mimar Sinan Üniversitesi olmuştu ama olsun kendi aramızda “Akademi” diyorduk biz, ki hâlâ öyledir öğrenciler arasında.. Neyse 1984’de girdiğim Fotoğraf Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldum. Fakat okulu, bahçeyi, kantini ve şimdi hatırlamadığım daha bir çok şeyi o kadar çok sevmiştim ki Yüksek Lisans biraz uzun sürdü. “Fotoğrafın İlk Örnekleri ve Güneş Baskıları” adlı tezimi 1992’de tamamlayabildim.
Fotoğrafçılık okulla mı başladı yoksa daha öncesi de var mı? Okul çok sonra, fotoğraf hep vardı hayatımda.. Hatta gözlerimi karanlık odada açtım diyebilirim. Rahmetli peder bey yarışmalarda ödüller falan almış üst düzeyde bir amatör fotoğrafçıydı. Aklına estikçe evin bir odasını karanlık odaya dönüştürüp fotoğraf basardı.. Ben beş, kardeşim de dört yaşında falandı o zamanlar işte.. Poz saati olarak eski bir metronom kullanırdı babam, ki tik takları hâlâ kulağımdadır. Böyle bir ortamda yetişip de fotoğrafa ilgi duymamak daha zor zaten. Babamın çok sayıda fotoğraf makineleri vardı.. Gözden çıkardığı çok eski model körüklü bir makine vermişti bana daha okula başlamadan.. İlk denemeler içine film dahi koymadan sanal çekimler halinde bu 1948 model körüklü Zeiss Ikon'la başlamış oldu.. Nasıl devam etti ve sonunda profesyonelliğe kadar gitti? İlkokul son sınıftan itibaren okul hayatımın her döneminde iyi kötü bir makinem vardı ve canım istedikçe fotoğraflar çekiyordum ama bunun bir tutkuya dönüşmesi Lise sona geçtiğim yıl oldu. Ben de kendime küçük bir karanlık oda yapmıştım ve artık fotoğraflarımı kendim basıyordum. Bu zaafımı haber alan sevgili akrabalar, eş ve dost; doğum günü, nişan, düğün gibi günlerde fotoğraf çekme işini üzerime yıkmakta gecikmediler.. O zaman ben de bu işi bari profesyonelce yapayım diye düşünmeye başladım ve 1977'de ilk stüdyom olan Stüdyo İmge'yi açtım. 1984’de Fotoğraf Bölümü’ne girdiğimde yedi senelik profesyonel fotoğrafçıydım. Bu işin okuluna girmeye neden gerek duydun o zaman?
70’li yıllarda hasbelkader profesyonel fotoğraf makinesi sahibi olanlar, A’dan Z’ye bu işi bildiklerini zannederlerdi.. Fotoğraf’tan çok fotoğraf makineleri konuşulur ve adeta markalar yarıştırılırdı. “Benim makinem seninkini döver!”yılları.. Bir de sır gibi saklanan “shirli banyo formülleri” vardı. Ben de paldır küldür bir stüdyo sahibi olmuştum ve fotoğrafla ilgili her şeyi bildiğimi zannediyordum. Artık neredeyse ezberlediğim rutin çekimlerin dışına çıktığımda daha çok bilgi gerekiyordu ve o bilgiye ulaşmak da kolay değildi.. Bu işin okulu olduğunu (Üstelik Akademi’de..) öğrenir öğrenmez girdim zaten. Okul yıllarında profesyonel fotoğrafçılığa da devam ettin mi? Stüdyom devam ediyordu hatta o da yetmezmiş gibi basın fotoğrafçılığı işine de girmiştim. Karacan Yayınları’nın çeşitli dergileri için fotoğraf çekiyordum ve yazılar yazıyordum. ( Bravo, Kadın, Sanat Olayı gibi aylık dergiler..) Stüdyo, basın fotoğrafçılığı ve okulu son sınıfa kadar birlikte götürdüm. Hatta Yüksek Lisans sırasında da Akbank’ın Akkadın dergisiyle çalışıyordum. Yüksek Lisans da bittikten sonra fotoğraf yaşamında neler değişti? 1992’de sadece reklâm fotoğrafları çekmek üzere üç ortak SP-Quantum adını verdiğimiz bir stüdyo açtık ve 1999’a kadar birlikte devam ettik. Bu süre zarfında çeşitli ajans ve firmalara tanıtım amaçlı fotoğraflar çektik. Şimdi birazda sergiden bahsedelim."Bir Deniz Masalı" anlatmak nerden aklına geldi? Bu sergide yer alan fotoğrafları 2006 yılının Nisan ve Eylül aylarında Milta Bodrum Marina'da ve Bodrum açıklarında çektim. Toplam beş günlük bir çekim oldu bu.. Aslında marinada, devamlı teknesinde yaşayan insanları görüntüleyecektim ve bu projenin adı "Deniz İnsanları" olacaktı. Fakat marinanın halkla ilişkiler sorumlusu, sevgili arkadaşım Damla Eraslan, "-Yat yarışlarını da çekmek ister misin?" deyince işin rengi değişti..Burada sen de masalın içine giriyorsun galiba! Evet çocukluğumdan beri masallara çok meraklıyımdır. Hatta ufakken mahallede bir masalcı teyzem vardı benim, aklıma estiği zaman gidip masal anlat diye tuttururdum. Hep iyiler kazanır ya masallarda belki ondandır bu merak.. Neyse dönelim bizim deniz masalına.. Ben yat yarışlarını gayet güvenli bir şekilde hakem botundan çekmeye hazırlanırken, Zagun adlı teknenin sahiplerinden çok ısrarlı bir davet aldım ve kıramadım. Hayatımda ilk defa bir yarış teknesine biniyordum ve çok heyecanlıydım. Gördüğüm her şey bana çok ilginç geldiği için daha yarış başlamadan epeyce fotoğraf çekmiştim bile.Eylül ayındaki çekimlerde farklı olan neydi? Eylül'de, yarışan tekneleri sahil güvenliğin botundan görüntüledim.. Tabii bu olayın dışından farklı bir bakış açısıydı. Ayrıca Bodrum'da eylül güneşi çok daha güzeldi.. Bir de ben bu konuda biraz daha deneyim kazanmıştım..
Bu arada dijital mi yoksa analog mu çekiyorsun fotoğrafları? Bu projedeki fotoğrafların hepsi dijital Nikon D2x f.makinesiyle çekildi. Fotoğrafların altında 2006/2007 yazıyor, bunun sebebi nedir? Fotoğrafların hepsi 2006'da çekildi ama masallaştırılmaları 2007 kışı boyunca sürdü. Masallaşırken nasıl bir işlemden geçiyor fotoğraflar?
Stüdyoda bol çay, kahve ve arkadaş sohbeti eşliğinde dijital fotoğrafı bilgisayarda şööle bir elden geçiriyorum. Bazen kadraj ve renkler tamamen değişiyor bazen de olduğu gibi kalıyor. Bu değişiklikleri yaparken içinde bulunduğunuz ruh hali renklere, kullandığınız kadrajlara yansıyor. Fotoğraflara bu şekilde müdahale etmek bazı çevrelerce pek hoş karşılanmıyor ama! Tabii ticari fotoğrafı bir kenara bırakırsak, fotoğraf sanatında da çeşitli tarzlar söz konusu ve bu çok özel bir alan. Bu özel alanda, konusunda yetkin olmak şartıyla herkes özgür. İfade ve estetik doz yerindeyse müdahale yapıp yapmadığı önemli değildir fotoğrafçının. Örneğin ben kişisel fotoğraflarıma, hatta üzerlerine bir şeyler yapıştırıp kolaj yaptığım genelde müdahale ederim da olmuştur. Ama canım çektiği zaman neden hiç müdahalesiz belgesel fotoğraflar çekmiyeyim? Fotoğrafçının kendini kısıtlamasını doğru bulmuyorum." Bir Deniz Masalı" nı bizden önce Bodrum'lular gördü, tepkileri nasıldı? Evet, 19 Haziran - 1 Temmuz tarihleri arasında Milta Bodrum Marina, Osmanlı Tersanesi Sanat Galerisi'nde sergilendi. Bodrumlu sanatseverler sergiyi ilgiyle karşıladılar. Bu serginin Istanbul ayağı nasıl oluştu? Fotoğrafçı dostum sevgili Mehmet Günyeli, Bodrum sergisinin davetiyesini alınca; bu fotoğrafları İstanbul'da hatta Moda Deniz Kulübü'nde sergiliyelim önerisinde bulundu. Ben de hiç düşünmeden evet dedim. 4 Eylül 2007 Salı günü Moda Deniz Kulübü Sanat Galerisinde saat 19.00 ‘daki açılış kokteyline tüm idgsa80 ‘li arkadaşlarımı bekliyorum. www.birdenizmasali.com www.cetinozer.com İzlenme: 1038
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved |