Yurdumuzun dört bir yanı, cennet köşeleri alev alev yanarken nasıl yazmalı, nereden başlayıp yazmalı, bunu bilemiyorum.
Tarih 07.07.2007, Cumartesi öğlene doğru saat 11:30… Bodrum’a 4 ya da 5 kilometre kalmıştı ki, yükselen kirli sarı dumanları gördük uzaktan… Dumanın, artık alevlerin demek lazım, yakınına geldiğimizde (Yalıkavak, Torba kavşağı) oldukça büyük bir yangının başlamış olduğu görülüyordu. Uzatmaya gerek yok, bu yangının sonucunda 1.000 hektardan fazla ormanlık alanın gri bir kül yığını haline geldiğini hepimiz biliyoruz.
Tarih 15.07.2007, Pazar öğleden sonra 14:30… Bodrum’dan ayrılmak üzereyiz ve bu sefer de Güvercinlik’in karşı sahili alevler içinde... Eşzamanlı olarak Milas da aynı bela, daha doğrusu ihanetle uğraşıyormuş. Yine yüzlerce hektar ormandan geriye kalan bol bol kül… Bir yangınla karşılandık Bodrum’a gelirken, bir başkası ile uğurlandık! Sonuç: Sonuç falan yok! Sona koşmaktır bu, var gücüyle sona koşmak! Bu yangınlar ister ihmalsizlikten çıkmış olsun, ister rant nedeniyle çıkartılmış olsun, hiç fark etmez, bu ülkeyi yönetenler bunlardan ve sonuçlarından tamamen sorumludur. Nasıl mı? Anlatayım. İlk olarak, 2B diye adlandırılan düzenlemeyi yasalaştırmaya çalışmak bunun en somut örneklerinden birisi… Mevcut ve geçmiş hükümetler zamanında yürütülen popülist uygulamalar ile, ki bu geçmiş hükümetler içerisinde bugünkü hükümette bakan olarak yer alan çokca milletvekili de yer almıştır, ülkemizin yeşil alanlarının talan edilmesine yeşil ışık yakılmış, ülkemizin doğal güzelliklerinin, daha da önemlisi yaşam kaynaklarının yok edilmesine göz yumulmuştur. Sonra 2B Yasası ile talan edilmiş bu alanlar talancılarına satılmak isteniyor. Hukuk Devleti’nde böyle bir uygulama olabilir mi? 2B gibi yasalar ile ne olur? Daha fazla orman yangınının önü açılır. “Nasıl olsa yeni bir yasa çıkar, yaptıklarımız da yanımıza kâr kalır” mantığı yürür gider. Yağma kültürü bilinçli veya bilinçsiz olarak desteklenmiş olur. Hiçbir gelişmiş ülkede bırakın hektar hektar orman yakmayı, bir ağaç bile kesemezsiniz! İktidarların görevi, “madem kesilmiş, insanlar da üzerine yerleşim alanı kurmuş, o zaman bu işten gelir sağlayalım” demek değil, o bölgeleri tekrar ormanlık alan haline gitirmek olmalıdır. Yakılan bu yerlere yazlık siteler veya yerleşim alanları kurulması demek, ülkenin, vatanın, dünyanın kaybetmesi, iktidarların hiçleşmesi demektir. Bu yangınların sonunda hiç kimse bir şey kazanamaz, hepimiz topluca kaybederiz. Çünkü DÜNYA kaybediyor! Üç kuruşluk günlük çıkarları için bir şeyler kazandığı zannedenler bile orta ve uzun vadede çok şeyler kaybederler.
Çevresini, doğasını korumaya gerçek anlamda karar vermiş hiçbir iktidar bunlara izin vermez, ya da yapanların yanına kâr bırakmaz! İktidarlar bunu engelleyemeyecek kadar güçsüz mü, yoksa bu işi bir gelir kapısı yapmak niyetinde mi? Çözüm çok basit, rant sağlamak için orman yakanlara TCK’da olabilecek en ağır cezayı verirsin, gerekli düzenlemeyi yapar vatana ihanetten yargılarsın! Buna “vatana ihanet” demek bile az gelir, rant elde etmek için ormanlara kıymak, dünyaya, yaşam hakkına, varoluşumuza ihanettir! Diğer taraftan, her yıl milyarlarca doları faize ödeyen bir yönetim yeteri sayıda yangın söndürme uçağı ve helikopteri almak konusunda neden bu kadar cimri davranır? Yurdumuzun bütün doğal güzellikleri ve yaşam kaynakları talan edilirken 10, 20 veya 30 uçağın, helikopterin konusu olur mu? Zaten KYOTO Protokolü’nü imzalayamıyoruz, zehirli gaz salınım miktarında ve bu salınımın artış hızında dünyada yukarılarda yer alan ülkelerden biriyiz. Bir de yeşilin, doğanın yok edilmesine seyirci kalırsak, 21. yüzyılın ortalarında etkili olacağı beklenen çölleşmeyi oldukça öne çekmek konusunda başarılı bir performans göstermiş olacağız. Bunun baş mimarı da ülkeyi yönetenler olacak. Yapılması gereken gayet açıktır: Önce tedbirler alınmalı, yangına hızlı müdahale edebilecek ve söndürecek teknik donanım sağlanmalı, daha sonrasında da bu konuda çok net tavır takınılmalıdır, hem hukuki hem de uygulamaya yönelik… Hukuki olarak gerekli yasal düzenlemeler yapılmalı, uygulamada ise orman vasfını yitirmiş alanlar tekrar eski vasfına kavuşturulmalıdır. Bunun ötesinde her türlü söylem laftır, lafcıktır, halkı kandırmaktır! İzlenme: 1268
Powered by AkoComment Tweaked Special Edition v.1.4.6 AkoComment © Copyright 2004 by Arthur Konze - www.mamboportal.com All right reserved
|